Bugün eylülün son günü. Çalışırken ayın hangi günü olduğunun, hangi saat içinde olduğumuzun daha çok farkında oluyorum. Tatilde ayın kaçı olduğunu unutuyorum. Aslında zamanın farkında olmak kötü değil. Emekli olanlara bakıyorum, ayın kaçı olduğunun farkında olanlar hayata daha bağlı; ayı, günü unutanlar savrulup duruyor. Mutluluktan savrulanları hariç tutuyorum.
Ağustos dökümünü yaparken daha sakin ve yavaş tempolu bir eylül geçirmeyi planlamışım. Bunun için eylülde bilinçli olarak kitap okumadım. Kitap okumak için gün içinde zaman ayıramıyordum; işe gelirken ve giderken okumaya çalışıyorum, bu da üstümde baskı yaratıyordu. Ben de bu ay okumadım, biraz rahat bıraktım kendimi.
Yoga için de enerjim yoktu. Mevsim geçişine adapte olmam gerekiyordu. Bu ay yoga anlamında da yüklenmedim kendime.
Bunun dışında havanın erken kararması, gecelerin uzaması ister istemez insanı yavaşlatıyor. Dinlendim ama keşke daha erken uykuya yatmayı becerebilseydim. Bunu yapamadığımdan sinüzitim azdı, onu çözmem gerekiyor.
Üç sezonluk Mezarlık dizisini bitirdim, bir de film izledim.
Sinüzit dışında planladığım gibi bir eylül olmuş. Ekimde kitaplardan ve yogadan uzak kalmak istemiyorum. Bakalım kendime baskı yapmadan bunlara zaman ayırmanın yolunu bulabilecek miyim?


Yorumlar
Yorum Gönder