Ana içeriğe atla

Kayıtlar

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 109

  H em ay sonu banka yoğunluğu, hem de izinli iş arkadaşları yüzünden bu hafta yorucu geçti. Blogları okuyamadım, Ağaç Ev Sohbetleri'ne gecikmeli katılabildim. Oysa bu haftanın  çok hoş bir konusu vardı.   Kaplan Diary önermiş bu haftanın konusunu: "Beş yıl önceki yaşantınız nasıldı? On yıl sonrası için hayalleriniz, beklentileriniz ve yaşama dair hedefleriniz nelerdir?" Soruyu düşününce hayatımı beş yıl geriye sardım. Meğer beş sene öncesi bugünün aynısıymış. Gündemim yine işmiş. Büyük bir şubede çalışıyordum. İşler çok çok çok yoğundu.İşler bir yana deli bir müdür vardı, her akşam toplantı yapan.Akşam sekizden önce çıkamadığımız gibi bu müdür yüzünden de saat onu bulduğumuz olurdu.  Sonra çuval gibi eve gelir, televizyon sesini filan çekecek halim olmazdı. Sabah yataktan kalkamaz hale gelmiştim. Bu şubedeki koşulları değiştiremem ama az yoğun bir şubeye geçebilirim diye düşündüm. Alt pozisyon da dahil olmak üzere tayin isteyerek iki sene sonunda bataklıktan...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 108

    Ağaç Ev Sohbetleri’nin bu haftaki konusu Deepsi ‘den: “Bazı insanlar tatili, yolculuğu önceden planlarlar, detaylı olarak, diğer bazı insanlar ise birçok detayı esnek bırakır. Hangisini tercih ediyorsunuz?” Sürpizleri sevmem. Her şey kontrol altında olmalı. İlla ki önümü görmem lazım. Biletimi, kalacak yerimi, gezeceğim yerleri önceden belirlediğimde daha hafif hissediyorum kendimi, daha huzurlu oluyorum. Babam, kardeşim de benim gibi. Sanırım ailemiz nasılsa biz de öyle oluyoruz. Eşim benden beter. Rotayı, maliyeti çıkarır, yerleri ayarlar, güzergahları belirler. Bu konuda da oldukça iyidir.  Evlendiğimden beri ben plan yapmıyorum. Çünkü eşim her şeyin üstünden elli kere geçtiğinden, ne kadar planlı olsam da o kadarı fazla geliyor. İçim şişiyor.  Özellikle yurt dışı tatillerinde planlı olmak gerek bence. Zaman kazandırır. Bir de tek bir gitme şansı olunca plan programlı gezmek verimli oluyor..Üç gün bir yerde kalacağız diyelim, iki gün harala gürele, yürü babam ...

KLEOPATRA-STACY SCHIFF

    Kleopatra’nn adını duymayan yoktur herhalde. Kendisi Mısır kraliçesi olsa da Anadolu’nun pek çok ilinde adından söz edilir;  Kleopatra Yozgat’a, Niğde’ye, Kilis’e geldi denir. Gerçekten de Anadolu'da gezinmiş. Bu kitabı okumadan önce Kleopatra ile ilgili bilgilerim oldukça kısıtlıydı. Oysa çok önemli bir figürmüş kendisi. Bugün bile kadın yöneticilerin sayısı iki elin parmağını geçmezken Kleopatra’nın milattan öncesi dönemde Mısır’ı yönetmesi gerçekten önemli. Tabii hemen kraliçe olmamış. Mısır’da Ptolemy hanedanlığı hüküm sürüyormuş. Bunlarda da kardeş evliliği yaygınmış. Yöneticiler kardeşleri ile evlenirlermiş; bunu da ilk defa duydum ve şaşırdım. Taht yabancıya gitmesin diye sanırım.  Kleopatra ‘da kardeşi ile evliymiş ama kardeşi Kleopatra’yı pasifize etmiş, yönetimi ele geçirmiş, O zamanlar Roma imparatoru da Sezar’mış. Mısır verimli topraklara sahip olduğundan Roma hükümdarları Mısır’ı hep el altında tutar, Mısır’ın zenginliklerini sömürürlermiş. Sezar’ın ...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 107

  O kul haftasında Ağaç Ev Sohbetleri'nin konusu da eğitim. Konu Makbule Abalı'dan  gelmiş:  "Hayal bu ya, bugünlerde "ÖĞRETMEN" olsaydınız öğrencilerinize öncelikle hangi değerleri kazandırmak isterdiniz? Hangi öğretim kademesinde, hangi sınıflarda, hangi branşlarda öğretmenlik yapacağınıza lütfen siz karar verin." Okul sıralarında on altı yılım geçti. Sistemin çalışkan dediği, her dönem takdirname alan bir öğrenciydim. Sonrasında gördüm ki aldığım belgeler çöpmüş, O kadar müzik dersi almışım,İngilizce dersi almışım, formüller havada uçuşmuş, tüm tarihi ezberlemişim ama kalıcı olan bir şey yok. Ne bir enstrüman çalabiliyorum, ne İngilizce konuşabiliyorum. Ama bunlardan daha önemlisi kendimi tanımıyorum. Vücudumun nasıl çalıştığını bilmiyorum örneğin. Oysa çok hayati bir bilgi bu. Kendimi nasıl şarj ederim, hangi saatlerde uyursam daha enerjik olurum, algılarım açık olur? Mesela köpek eğitimi belgeseli izliyorum, köpeğin sizin korktuğunuzu, heyecanlandığınız...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 105

  Ağaç Ev Sohbetleri'nin bu kadar uzun soluklu olacağını düşünmemiştim. Tam 105 hafta olmuş.. 105. hafta konusunu da Deepsi önermiş :  "Neden kitap okuyorsunuz?" Okumayı öğrenmeden babam Can Çocuk kitapları serisini dizmiş eve. Babamın yönlendirmesi ile okumaya başladım ve çok sevdim. Kitaplarla  farklı dünyalara girmeyi, karakterle özdeşleşip heyecanlanmayı, korkmayı, bin bir duygunun içinde yaşamayı, her şeyin mümkün olmasını çok sevdim. Çocukken okumayı daha çok severdim. Çünkü kitaplarda hep iyiler kazanıyordu. Hayat kolaydı.Cinsellik, para gibi çetrefilli konular yoktu. Arkadaşlarımla oyun oynarken bir an önce bitse de eve gidip kitabıma gömülsem diye sabırsızlanırdım. Annem babam kızınca gizlice el feneriyle yorganın altında okumaya çalışırdım. Bir de kitapların, derslerin hep doğruları söylediğine inanırdım. Büyüyüp öğrendikçe kitapların da yalan söylediği anladım ve eskisi kadar keyif almaz oldum. Yine de okumayı seviyorum. Okurken hayal gücümle yağmuru, rüzgarı h...

YENİDEN MERHABA

  Yıllık izin bitti, kürkçü dükkanına döndüm yine. Kış benim için zor geçmişti, bunun için kendimce bir karar almıştım. Yazdan, sıcaklardan hiç şikayet etmeyecektim. Sonra yangınlar seller, mülteciler filan derken yaz da buruk geçti. İznimin büyük bölümünde ailemin yanındaydım. Maalesef eşim de benimleydi. Eş-aile dengesini kurmak zor oluyor,gerim gerim gerildim. Yine de kavga olmadan atlattığıma seviniyorum. Bence herkes kendi ailesi ile görüşse hayat daha kolay olurdu.  Bu senenin gerilimleri bana bunu getirdi sanırım, seneye daha rahat edeceğim. Her işte bir hayır var :) Uzun zamandır ev işleri ile kafayı bozmuş durumdayım. Yatak odası mobilyamız beş parçaydı. Bunun üç parçası, üç farklı temizlikçinin elinde helak olunca dedim uğraşamam ben temizlikçiyle filan, kendim yaparım. Sonuçta  Danİmarka Başbakanı  bile ev işlerini yetiştiriyorsa ben niye yetiştiremeyeyim? Her sene bu döngüyü yaşıyorum zaten. Temizlikçilere küs, kendin debelen, sonra tekrar birini bul... Y...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ 96

             Ağaç Ev Sohbetleri’nin 96. Haftasında Dipsi güncel bir konuda yazalım  istemiş: "Aşı olacak mısınız? Yoksa aşı karşıtı mısınız? Aşı sonrası aşıdan dolayı hastalık veya ölümlerin olduğunu düşünüyor musunuz? Genel olarak aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?"           Ben çocukken aşı karşıtlığı diye bir şey duymamıştım. Aşı bizi hastalıklardan korurdu, bu kesin, net bir bilgiydi ve herkes aşısını olurdu. Aşı karşıtlığını son on yıldır duyuyorum. Aşı karşıtları insan doğasının hastalığı kendiliğinden yeneceğini, gerekli olmadığını söylüyorlar. Ben öyle düşünmüyorum. Tarih de öyle söylemiyor zaten. Aşı;  çocuk felci, çiçek gibi hastalıklara çözüm olmuş.           Her ne kadar aşı karşıtı olmasam da durum bu defa farklı.  Hiç tanımadığımız bir virüse karşı, normal aşı süreçlerinden çok daha hızlı bir zamanda aşı üretildi ve uygulamaya başlandı. Bu aşılardan biri olan B...