Ana içeriğe atla

RUH SAĞLIĞININ REÇETESİ-2


Ruh sağlığının reçetesinin “kendini tanımak, sevmek ve sınırlarını korumak” olduğu söyleniyordu. Bunun üzerinde düşünmeye devam ederken çoğu zaman başkaları ile değil, kendi içimdeki düşmanla savaştığımı, en büyük engelin kendi iç sesim olduğunu, kendi iç sesimle mücadele etmekten dış dünyaya sıra gelmediğini fark ettim.

İçimdeki mükemmeliyetçi eleştirmen her an ve her durumda öyle tantana çıkarıyor ki, ne olanın bitenin farkına varıyorum ne de benim mükemmel olmamı sağlıyor. Hata yapmamak için her an tetikte ama içindeki cızırtıdan enerjik değil. Dikkatim sürekli içimde, dışarda akan sosyal hayatın farkında değilim.

Okuduğum birkaç kitap kendini tanımak için kendi kişisel anayasamızı yapmamızı öğütlüyordu. Daha önce denememiştim, son okuduğum kitapta görünce bu sefer oturup kurallarımı yazayım dedim. Böylece hem kendimi tanımış hem de sınırlarımı görmüş olacaktım. Regl döneminde olmam nedeniyle biraz yavaşlamam gerekiyordu. Ama iyi yaşlanmak ve fit kalmak için de her gün spor yapmam gerektiğini söyleyen mızmız bir iç sesim var. Anayasama şöyle yazdım:

1- Adet dönemlerinin 1. ve 2. günü spor yapılmaz.

2- Adet dönemlerinin 1. ve 2. günü tatlı yemek serbesttir.

Ne saçma! Ne kadar basit! Ne kadar çocukça! Ama işe yaradı. Netleştirince içimde beni darlayan ses sustu. Açtım bir paket bisküviye afiyetle yedim. Hiç suçluluk duymadan. İki gündür spor yapmadım. Yapılacaklar listemden çıkarınca üstümden yük kalktı, rahatladım.

Bunlar çoğu için anlamsız olabilir. Ama hassas, sürekli düşünen, ince terazili bir insansanız işe yarıyor. Belki birilerine faydası olur. Ben anayasamı güncellemeye devam edeceğim

Yorumlar