Ana içeriğe atla

SİHİRLİ ANLAR

Çocukluğumdan beri hissettiğim sihirli anlar var. Bu anlarda büyük bir sistemin içinde olduğumu anlıyorum, o kadar güçlü bir his ki ağlamak geliyor içimden. Çoğunlukla doğayla, yaşayanlarla bağ kurduğumda oluyor bu.

Çocuğum, sabahın serinliği, Uşak’ta köyümüzdeyiz, her yer ıssız, sadece guguk kuşlarının sesi. Hem ürkütücü, hem de büyüleyici. Sonra annemin, “biz çocukken yağ döktüm, ben korktum” der eşlik ederdik diyen sesi.

Yine köydeyiz. Annem, ben, kardeşim. Yazlıkta, yıldızların altında uzanmışız. Issız. Gece sessiz, ama sessizliğin de sesi var. Üstümüzdeki karanlığa ve sessizliğe teslim olmuşuz. Güzel bir gece.

Yine bir yaz günü, köydeyim. Annemle babama yapılmış bir göz odada yatırıyorum. Cam açık, bir esinti geliyor, ürpertiyor. Her zamanki serinlikten farklı bir tadı var.

Sabah evimdeyim. İşe gitmem gerek. Verandada uyumuş kediyi, biz işteyken takıldığı bölgeye koymak için kucaklıyorum. Kedi kendini tamamen bırakıyor. Peluş oyuncak gibi. Onun o teslimiyeti içimi eritiyor. Nasıl olabilir ki diyorum?

İstisnasız her akşam, bahçenin ışıklarını söndürmek için dışarı çıkıyorum. Gecenin serinliği, sessizliği teslim alıyor sanki. Günün telaşını, bütün o hengameyi, eve tekrar girene kadar, yıkıyor.

Evet, hayatta sihirli anlar var. En çok da sabahın ve gecenin serinliğinde, sessizliğinde ve yaratılışın içinde.





Yorumlar