Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ISLAK ŞEHİR VENEDİK

ISLAK ŞEHİR VENEDİK Beş günlük İtalya seyahatimizin ilk durağı  Venedik. Venedik havaalanı uçuşu pahalı olduğundan, önce Bolanya havaalanına, oradan taksiyle Bolonya tren istasyonuna(20 euro), trenle 2 saate varan bir yolculukla (25 euro) da Venedik'e ulaşıyoruz. Uçaktaki rötarlar nedeniyle önceden aldığımız treni kaçırmak ve yolun uzunluğu keyfimizi kaçırsa da gece saat dokuzda Venedik tren  istasyonundan dışarı adım atar atmaz tüm yorgunluğumuz geçiyor, sanki zaman makinasından inmiş ve başka bir zamana ışınlanmış gibi hissediyoruz. Karanlıkta, kanallarıyla, köprüleriyle, ihtişamlı eski binalarıyla Venedik muhteşem görünüyor.  İlk yapmamız gereken otelimizi bulmak. Otel seçerken şehir merkezinde olmasına özen gösteriyoruz ki gezmek kolay olsun. Neyse ki artık "google haritalar" var. Otuz dakikalık bir yürüyüşle, köprüleri aşıp otelimizi buluyoruz. Zaten Venedik'te en çok yapacağınız şey yürümek. Şehirde araçlar için yollar yok. Marketlere malların taşınması, ...

BİR DİLEK TUT HAYATIN DEĞİŞSİN KABALA'NIN GİZEMİ --GAHL SASSON-STEVE WEINSTEIN

BİR DİLEK TUT HAYATIN DEĞİŞSİN KABALA'NIN GİZEMİ --GAHL SASSON-STEVE WEINSTEIN Kabala, tarihi binlerce yıl öncesine dayanan Yahudi ezoterik bilgeliği şeklinde tanımlanıyor. Önceleri Kabala, sadece bir avuç yeminli insan tarafından bilinirken, sonrasında halka açıklanmasına karar verilmiş. Bu kitap da Kabala'daki hayat ağacı formunu dilek gerçekleştirici olarak sunuyor. Ağaç 10 küreden oluşuyor. Her kürede bir hafta seyahat ederek 10 haftada gökyüzünden yeryüzüne iniyorsunuz. Soyuttan somuta giden bir yolculuk bu.  Secret tarzı kitaplar hayal et olacaktır der ya, bu kitap onlardan farklı. Aslında sunduğu şey hem mistik, hem mantıklı gibi. Bir hedefi gerçekleştirmek için yapılması gerekenleri anlatıyor. İlk küre "Taç". Rakamı 1 ; mantrası Eheyeh; rengi, beyaz parlak ışık.  Bu kürede onlarca dilek arasından tam olarak neyi istediğinize karar veriyorsunuz. Sadece kendiniz için dilek diliyor, başkalarına zarar verecek dilek tutmaktan kaçınıyorsunuz. Abra ka...

BARSELONA

BARSELONA Barselona , benim gördüğüm ilk yabancı şehir. Geçen sene Mart ayında, üç günlüğüne gitmiştik. Bu mevsimde sıcak olur diye ilk burayı seçmiştik. Yabancı dilime pek güvenmediğimden de turla gitmeyi tercih etmiştik. Rehberimizin dediğine göre Avrupa'nın en çok turist alan ikinci şehriymiş  Barselona.  Türkiye'ye güvenlik ve bozulan uluslararası ilişkiler nedeniyle gelemeyen turistlerin yöneldiği ülkelerden biriymiş. O kadar çok turist gelmeye başlamış ki rahatsız olmuşlar, turist sayısına kısıtlama getirmeyi düşünüyorlarmış. Devasa ve sürekli koşuşturmacanın olduğu Atatürk Havaalanı'na göre Barselona Havaalanı oldukça küçük, eski ve sakindi. Daha da büyütelim, düşman çatlatalım gibi bir dertleri var gibi de görünmüyordu. Barselona halkı kendilerini İspanyol olarak görmüyor ve  Katalon olarak tanımlıyormuş.. Fransız kültürü daha hakimmiş. Rehberimizin dediğine göre Madridlilere göre kibar insanlarmış. Katalonya gerek turizmi, gerek tarımıyla sürekli ka...

HER ŞEYİN BAŞI BLOG-SALİH SEÇKİN SEVİNÇ

HER ŞEYİN BAŞI BLOG-SALİH SEÇKİN SEVİNÇ Her Şeyin Başı Blog-Salih Seçkin Sevinç Sosyal medya ve bloglar konusunda okuma ödevim olmasaydı, bu kitabı okumayı düşünmezdim bile. Çünkü ön yargılarım var. Pazarlama bölümünde çalıştığım ve  satış hedefi saçmalığına sürekli maruz kaldığımdan mı bilmem içinde "pazarlama" geçen her şeyden nefret ediyorum. Pazarlama benim için insanları ihtiyaçları olmayan şeylere veya ihtiyaçları varsa da ihtiyaçlarından fazlasını almaya zorlamak. Yapış yapış bir şey yani. Yazarımız Salih Seçkin Sevinç' in özgeçmişindeki  pazarlamayı görür görmez uzaklaşırdım oradan ve  haksızlık etmiş olurdum.  Kitaba, blog yazmak isteyenlere "aslansınız, kaplansınız; siz de yapabilirsiniz! içinizdeki devi uyandırın! " ana fikri etrafında döndüğünü düşünerek başladığımı itiraf edeyim. Herkesin blog yazabileceğini belirtmekle birlikte yazarın gaz verme gibi bir derdi yok. Eğlenceli bir dille blog konusunu genişçe ele almış. Öncelikle blogların ...

KEFİR YAPIMI

KEFİR YAPIMI kefir mayalama        Hep böyle sabahın köründe kuş cıvıltıları ile gözlerini açan, içinde hiç bitmeyen enerji kaynağı olup da şen şakrak yorulmadan koşuşturup duran o insanlardan olmak istemişimdir. Hoş "o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittik"lerinden mi ne artık görünmez oldular. Neyse ne diyordum, içimdeki enerji kaynağını güçlü tutmak  için ilk 2009 yılında aktardan aldığım, minik şişe içindeki minik beyaz yaratıklarla başladı kefir yapma maceram. Kefir lerimin ömrü çok uzun olmadı. Öldüler. Sonrasında iş arkadaşım eşinin yaptığı mayaları verdi, onlarla düzeyli bir beraberliğimiz oldu.Tatile gitttiğimde dondurucuya koymayı unuttuğumdan kaybettim onları da. Sonrasında bir kaç kere daha aktardan maya aldım ama bir süre mayaladıktan sonra çoğalmak bir yana öldüler. İki yıl önce instagramda satın aldığım kefir mayalarım ise çalışmaya, çoğalmaya ve bağırsaklarımı mutlu etmeye devam ediyor. Mayadan mayaya fark edebiliyor, bu nedenle...

ELMA SİRKESİ

ELMA SİRKESİ  Neden elma sirkesi yapmaya başladığımı hatırlamıyorum. Sanırım mart ayıydı ve dolapta yemediğimiz pek çok elma vardı ve elma sirkesi ile temizlik popüler olmuştu. Hem elmaları değerlendireyim hem de bir şey üretmiş olayım amacıyla yaptım galiba. Öyle kolay ki o gün bugündür yapıyorum. Malzemelerimiz elma, 5 litrelik cam bir kavanoz, bir kaç tane nohut, su ve bir bardak sirke.  Kavanozun üçte ikisine doğranmış elmaları koyup üzerine bir bardak sirkeyi, nohutları  ekliyoruz ve kalan kısmına su doldurup ağzını bir bezle veya tülbentle kapatıp ışık almayan bir köşeye bırakıyoruz.  Elmaların çok büyük olmaması önemli.   Daha önce ışık almayan yerde yapmakla birlikte bu sene yerim olmadığından direk güneş almayan odanın köşesinde doğal ışıkta tuttum; yine de oldu.  Musluk suyu kullanmayın diyorlar, musluk suyuyla da yaptım sorun yaşamadım.  Son yaptığım sirkeyi ekim ayında, elma hasat mevsiminde hediye edilen elmala...

TEK KİŞİLİK ÖLÜM-VEDAT TÜRKALİ

TEK KİŞİLİK ÖLÜM-VEDAT TÜRKALİ "Salt düşlemeye dayanmayan bu romanda gerçek kişilerle ilgili olaylar, konuşmalar aslına tastamam bağlı kalınarak, belge niteliğinde verilmeye çalışılmıştır. Bol belgesel kullanılmış bir film deyin isterseniz." Lise yıllarımda bir kaç kere okuduğum Mavi Karanlık 'tan sonra Tek Kişilik Ölüm  okuduğum ikinci Vedat Türkali kitabı. Daha önce bir kaç kez başlayıp, fazla ilerleyemeden bıraktığım bu kitabı bu sefer bitirebiliyorum. Hüzünlü bir kitap bu. Nazım Hikmet'in de içinde bulunduğu yıllar ve sonrasındaki Türk komünist hareketinin insan ruhlarında bıraktığı izleri, Nazif ve eski eşi Doktor Gülşen aracılığı ile aktarmaya çalışıyor ve oldukça başarılı oluyor. Tepeden tırnağa kasvete bulanmış durumdayım. Romanın yarısı Nazif'in iç hesaplaşması  ile geçerken diğer yarısı Gülşen'in iç hesaplaşmasından oluşuyor. Çok az olaya yer vererek karakterlerin aklından geçenlerle bir kitap yazabilmek müthiş bir yetenek olsa gerek. Kahra...