Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ESİNLENMEK/ETKİLENMEK

Momentos'un Blog Dünyasında Bu Hafta 39  yayını dinleyip yorum yapınca, yedinci haftada benim blogumdan söz ettiğini öğrenip dinledim. Momentos bana bir zamanlarda evde denediklerimi hatırlattı. Arka balkonda dolu bekleyen kompost kovamı hatırladım, çöplerimi toprakla buluşturup, yeni atıklarımı kovaya koydum. Ayrıştırdığım piller ve yağlar aklıma geldi, en kısa zamanda onları da oldukları yere göndereceğim. Özetle sevgili Momentos 'tan etkilenip tekrar yola koyuldum. Sonra ilham veren insanlar hakkında düşündüm. Dünya nüfusu 8 milyara yaklaşmış. 8 milyar farklı insan olsa da bazen günlük hayatta -iş hayatında özellikle- herkes aynı geliyor,  internete şükrediyorum.Yobazların interneti şeytan olarak görmelerine şaşmamak gerek, gerçekten ufuk açıcı. İnternet olmasaydı bulunduğum dar çevrenin fikirlerinden sadece kitaplar aracılığıyla bir nebze sıyrılabilirdim. Oysa internet önüme bir sürü dünya sunuyor. İnstgramda dünyanın farklı yerlerinden, farklı konularla ilgilenen insanlar...

RUTİN

Rutin, her zaman yapılan, alışılmış olan demekmiş. Bir konuda başarılı olmak, sonuç elde etmek için istikrarla yapmak, rutine oturtmak gerekiyor. Bir müzik aleti çalmak, spor yapmak gibi. Rutin olarak yaptıklarımız kişiliğimizi ve hayatımızı oluşturuyor; kaderimize doğrudan etki ediyor. Ne zaman üzülsek, sıra dışı bir şey yaşasak dengeyi bulmak için rutinlerimize sığınmamızı öneriyor uzmanlar. Rutinler bizi hayata demirliyor,  rutinler güvenli limanımız oluyor.Hayvanlar, bitkiler için de öyle. Düzenli sulanmak istiyor bitkiler, hayvanlar aynı şekilde sevilmek istiyor. Bedenimiz her gün aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkmak istiyor. Ama bazen de öyle oluyor ki rutinler prangalarımız oluyor. Kurulmuş robot gibi hayatlar yaşamaya başlıyoruz. Gözümüzün feri sönüyor. O zaman rutin öldürür diyor uzmanlar. Yeni bir şeyler öğrenin, yeni bir yoldan yürüyün diyorlar. Bunu diyen uzmanlar da haklı. Uzmanlar hep haklı zaten. Rutinler zincire dönüştüğünde yeni bir şehir görmek, yeni bir yoldan ...

BKK-ARALIK 2022/ALGERNON'A ÇİÇEKLER-DANIEL KEYES

Blogger Kitap Kulubü'nde Aralık ayında  Algernon'a Çiçekleri;  she is the man 'in önerisiyle okuduk .Güzel kitaptı.Sarsıcıydı. İçimi titretti. Amerikalı yazar Daniel Keyes'in 1959 yılında yazdığı Algernon'a Çiçekler doğuştan ileri derecede zeka geriliği olan Charlie Gordon'un hikayesini anlatıyor. Normal çocuklar gibi olmayan Charlie Gordon'un annesi oğlunun bu durumunu  kabul edemez, onun "normalleşmesi" için doktorlara götürür, düzelmeyince kız kardeşinin gelişimini engellediği gerekçesiyle evden uzaklaştırır; babası  çalışması için bir fırına çırak verir, o günden sonra ailesini görmez. Fırında çalışan Charlie'nin burada arkadaşları vardır , mutludur, ama hep okuma yazma öğrenip annesinin istediği gibi daha akıllı olmak istemektedir. Okuma yazma öğrenmek için gittiği okul aracılığıyla ve kız kardeşinin izniyle  Algernon adlı fareye uygulanan ve olumlu sonuç alınan zeka geliştirme projesine kobay olur ve ameliyat başarılı geçer. Charlie'd...

YENİ YIL

Yılın son günü bankada bir hengame yaşanır. Vergilerin, sigortaları son günüdür. Çekler nedense ayın son gününe yazılır. Rotatif kredilerin faiz tahakkuklarının yapıldığı gündür. Aynı zamanda bir performans döneminin son günüdür. Hal böyle olunca adeta tır geçer çalışanın üzerinden. Akşam nasıl olur bilmeyiz, beynimiz nasıl bu kadar yük taşır bilmeyiz. Günün bitiminde hediyelerimiiz, yeni yıl ajandalarımızı alır; o günü sağ salim atlatmanın neşesi, huzuru ve gururu ile çıkarız şubeden. Hava kararmıştır. Etrafta yılbaşı süsleri, neşeli ışıklar, telaşla koşuşturan insanlar.. Hemen her yılın son günü az da olsa kar yağar. Günün yorgunluğunu yüzünüze çarpan soğuk hava alıverir. Özgür ve mutlu hissedersiniz. Kar taneleri burnunuza düşer. Bir iki dükkana uğrar, son dakikaya bıraktığınız hediyeyi, pastayı ya da oyunu alır koşturursunuz. Yarın yılın son günü. Yarın yaşayacağım iş gününün stresi üzerime çökse de bitişte yaşayacağım huzuru düşünüyorum. Sadece bir iş gününü değil de, koca ...

KARŞILIKSIZ SEVMEK

   Bu yaz bahçede anne, baba ve üç çocuktan oluşan bir kedi ailesi eşlik etti bize. Anne eşine -ya da sevgilisine düşkün, ne zaman görse kafasını boynuna sürtüp sevgisini gösteriyordu. Anne üç çocuğuna da düşkündü. Hamileyken bize gelip giden kedinin çocuklarını, doğduklarında  görmedik. Anne bizden yemek alır ağzında bir parça götürür, sonra tekrar gelir bir parça daha alır, duvarları aşıp yavrularına taşırdı. Sonra çoluğu çocuğu toplayıp bizim bahçeye taşındı.   Onları izlemek mutlu ederdi beni. Yavrularını yalaması, yavruların birbirleriyle oynaşmaları, yavruların otlarla oynaşmaları… Terapi gibiydi. Babaya kızardım ama. Yemek verdiğimde çocukların yemesini beklemeden saldırırdı. Anne öyle değildi. Anne kedi beklerdi. Başka kedilere kızar, eşinin yemekleri yemesine kızmazdı.Diğer kediler ailenin yemeklerine saldırınca hayırsız erkek kedi kendi yemeğini alıp uzaklaşır, anne ise savaşırdı. Anne faydasız erkek kediyi severdi yine de. Başımda bir erkek olsun diye...

BUGÜNLERDE...

  İş hayatımı aylardır çok hızlı. Canım yogam olmasa tükenmiştim, neyse ki yoga var da direncimi, umudumu koruyabiliyorum. Havalar soğuduğu için bahçeden merkeze taşındık.Aslında çok da soğuyamadı.  Gündüzleri bahar  gibi, akşamları ise soğuk. Yaz temmuzda gelmişti, kış ne zaman gelecek bakalım? Küresel ısınmayı hissetmemek mümkün değil. Dünya sekizinci yok oluşa doğru gidiyor diyorlar. Dünya sekizinci yok oluşa doğru giderken ben ev işleri ile ilgili kendi sistemimi kurmaya çalışıyorum. Göçüp giden bir Penbe  anneannem vardı. Tek göz evini her gün kalkıp düzenler süpürürdü.Evini düzenli sıvar, sıvanın üzerine üç parmağı ile kireçten desen yapardı. Tek yaşamasına rağmen her gün yemeğini yapardı. Onun evinde havayı koklamak, mis gibi temizlik kokusunu içime  çekmek iyi gelirdi bana. Hasta oldu, kolunu kırdı, yaşlıların kırıkları zor iyileşir, o halde bile kalkıp tarlasında yetiştirdiği çalı süpürgesi ile evini süpürdü. Bu konuda çok saygı duyuyorum ona. Ev işleri...

BKK-KASIM 2022 /BABALAR VE OĞULLAR-TURGENYEV

 she is the man 'in kurduğu Blogger Kitap Kulubü'nde, Şule Uzundere'nin önerisi ile  Kasım ayında Turgenyev'in Babalar ve Oğullar kitabını okuduk. Turgenyev daha önce okumadığım bir yazardı. Batı'da eğitim alıp Batı aydınlanmasını Rusya'ya taşımak isteyen yazar Rus edebiyatında realist akımın öncülerinden sayılıyormuş.Önce romanı okuyup. sonrasında Turgenyev'in hayatını okuyunca kitapta yazarın hayatından pek çok iz buldum. Romanımız iki genç  arkadaş Bazarov ve Arcade'in  babaları ile ilişkileri, toplum için alışılagelmedik fikirleri ve hayatın getirdikleri ile fikirlerindeki ve hayatlarındaki dönüşümü anlatıyor. Turgenyev nihilizm kelimesini kullanan ilk yazarmış. Romanımızın ana karakteri Bazarov'da nihilist bir hekim. Toplumdaki kast sistemine, geleneksel toplum yapısına, kiliseye, aristokrasiye karşı bir hekim.Hiç bir şeye inanmayan, hiç bir şeyi tanımayan biri. Oldukça sivri bir dili var. Sert, özgüvenli ve alaycı. Arkadaşı Arcade ise ona hayra...