Ana içeriğe atla

Kayıtlar

90 DAKİKADA SARTRE-PAUL STRATHERN

2000 yılında lise son sınıfta almıştım bu kitabı. Nasıl oldu anlamadım ama tam 20 yıl olmuş! Şubat ayındaki Paris gezimizde rehber, Simone  de Beauvoir'in Parislilerce çok sevildiğini,kadın hakları için mücadele ettiğini ve mutlaka okumamız gerektiğini söyleyince not ettim. Elimde ona dair bir kitap yoktu ama sevgilisi Sartre'a dair bu kitabı okumak istedim. Kitapta Sartre'ın varoluşçuluk felsefesinin, kendi hayat hikayesi içinde nasıl evrildiği, geliştiği anlatılmış. Paris entelijansiyanın başkentiymiş o tarihlerde. Paris kafelerinde aydınlar toplanır, tartışır, yazarlarmış, çok üretirlermiş. Sartre ve sevgilisi Beauvoir da fikirleriyle kitleleri etkilemişler. Sartre en başta gelen tutkusu yazmakmış, bunun dışında  seyahati, çokeşliliği ve açıklığı seviyormuş. Burjuvalara ait olan bağlılık, sadakat gibi düşüncelerden uzak yaşayarak, Beuvoir'den ayrılmadan ama başkaları ile de ilişkiler yaşayarak sürdürmüş hayatını. Varoluşçuluk (egzistansializm) e inanan Sartre...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ # 43

Ağaç Ev Sohbetleri 43. haftasnda Kedi Mırıltısı 'nın koordinatörlüğünde devam ediyor.Bu haftanın konusu Kaystros Tyrha 'dan gelmiş:                      Toplumsal yaşamımızı olumsuz etkileyen en önemli üç sorun, önem sırasına göre hangileridir? Bu sorunların üstesinden gelmek için sizce neler yapılmalıdır?   Bence toplumdaki  pek çok sorunun kaynağı " şark kurnazlığı" . Türk Dil Kurumu bunu "Doğu dünyasının anlayış, görgü ve davranış gibi özellikleri çerçevesinde zamana yayma, boşvermişlik, neme lazımcılık içeren uzun vadeli planlar yaparak bir işte karşı taraftan istediğini elde etme işi" olarak tanımlıyor.  Bana göre şark kurnazının tanımı daha kapsamlı. Üç kuruşluk işi görülsün diye gelene ağam, gidene paşam diyen şark kurnazı örneğin.  Ya da karşısındaki kibar, saygılı, efendi  olduğundan bunu zayıflık olarak algılayıp karşısının hakkını gasp etmeye çalışan kişi de şark kurnazı. Hiç b...

CADILAR BALOSU-NETFLIX FİLM

Mutlu sonlara, naif güzelliklere ihtiyaç duyduğum için izlediğim bir çocuk filmiydi Cadılar Balosu (A Witches' Ball).Kanada yapımı film bir kitap uyarlaması. Annesi muggle, babası doğuştan cadı olan  Beatrix,  okulundan birincilikle mezun olur, gerçek bir cadı olmaya ve Cadılar Bayramı'nda düzenlenen büyük cadı balosunda veda konuşması yapmaya hak kazanır. Veda konuşmasını hazırlarken ilham vermesi için kutsal bir küreyi ona verir öğretmeni. Fakat Beatrix'in okuldaki en büyük rakibi olan ve konuşmayı Beatrix'in yapmasını hazmedemeyen Jasmine küreyi kırar. Şimdi Beatrix kısacık vakitte kürei birleştirmek zorundadır. Film Beatrix'in küreyi birleştirmenin yolunu aramasını, bulmasını,bu süreçte öğrendiği saf sevgi, arkadaşlık  gibi kavramları anlatıyor. Filmde beni en çok çekenler Beatrix'in sevimli tipi, sakinliği, sıradışı annesi ve cebinde, çantasında taşıyabildiği konuşan fare hayvanı oldu. Film başlangıçta biraz yavaş giderken sonlara doğru sardı. İyi k...

KORONA GÜNLERİ-2

KORONA GÜNLERİ-2 Dün Sağlık Müdürlüğü'nden gelen görevliler testi pozitif çıkan bir hastanın şubemizden işlem gerçekleştirdiğini söylediler. Hastayla konuşma, kameraların izlenmesi sonucu işlem yapan arkadaşımızın kim olduğu tespit edildi, Sağlık Müdürlüğü'ne gitti. Orada sorular sormuşlar, kronik rahatsızlığın var mı gibi. Sonrasında 14 gün evden çıkmayacağına dair bir kağıt imzalatıp  göndermişler.Elimizde test var, ama durumunuz iyi size test yapmaya gerek yok demişler. On gün önce karantinaya neden olan hasta vatandaşımız, yine kendisi gibi testi pozitif çıkan kızıyla beraber hastaneye gidip test yaptırdıktan sonra test sonucunu beklemeden bankaya gelip otomatik ödeme talimatı vermiş (çünkü otomatik ödeme talimatını o gün vermese dünya yok olacakmış!!!), sonrasında dişçiye gidip dişini yaptırmış. Nasıl gamsız insanlar var... Görüntülerde bir dakika kadar bir süre içinde küçük bir not kağıdını arkadaşımıza verdiği, sonrasında şubeden çıktığı görülüyor. Bu tam t...

12 MAYMUN (FİLM)

12 MAYMUN (FİLM) Korona ile yatıp kalktığımız şu günlerde salgınla ilgili film izleme isteği var içimde. Salgın konulu film listeleri paylaşıldığına göre yalnız değilim. İnsanın kendini mutsuz etme isteği midir, yoksa bilinmezi bilme isteği midir ben bilemedim. İşte bu salgın konulu film arayışındayken rastladığımız bir film 12 Maymun. Eski bir filmmiş,  1995'te çekilmiş.Ödüller almış. Terry Gilliam'ın yönettiği filmin başrollerinde  Brad Pitt ,  Bruce Willis  ve  Madeleine Stowe   var. 1996 yılında ortaya çıkan bir virüs pek çok insanın ölümüne neden olmuş, insanlar virüsten kaçmak için yer altında yaşamaya başlamıştır. Virüs hayvanlara zarar vermediğinden avmler, binalar fillere, arslanlara kalmıştır. Film, 2023 yılında yer altında yaşayan insanların geçmişe gidip virüsün çıkışını engellemeye çalışmasını konu almaktadır. Gri, karanlık atmosferi zaman zaman beni boğsa da film enteresan geldi. Senaristin zekasına hayran kaldım, nasıl böy...

BRÜKSEL

BRÜKSEL Belçika'yı da, Brüksel'i de pek merak etmiyordum aslında. Bunun nedeni Avrupa Birliği'nin başkenti Brüksel'i kafamda bürokrasi ile eşleştirmem, bürokrasiyi de sıkıcı bulmam olabilir. Tur programında Rotterdam'dan sonra Brüksel vardı. Akşan Brüksel meydanını gezilecek, ertesi gün erkenden Brugge'a gidilecekti, ancak akşam dokuzda Brüksel'e varınca program kaydı ve öğleden önce Brüksel, öğleden sonra Brugge olarak değişti. Sabah sekizde otelden ayrılıp Brüksel meydanı Grand Place yollandık.Grand Place, Brüksel'in kalbi. Eskiden bataklıkmış, kurutulup meydana dönüştürülmüş. Etrafında eski, görkemli. heykellerle süslü gotik binalar var.Avrupa'yı ilk gördüğümde görkemli meydanlar, binalar beni heyecanlandırırken, gözüm alışmış olmalı, binaların muhteşemliği artık heyecan vermiyor bana. Durmaksızın ince, ince; sinsi sinsi yağan yağmurun da etkisi olmalı. GRAND PLACE Grand Place'in önemli binalarından biri Hotel de Ville, bele...

KORONA GÜNLERİ

KORONA GÜNLERİ Sosyal medyayla gerçek hayat pek birbirini pek tutmuyor. Hafta sonu "evinde kal" çağrılarına uyarak burnumuzu çıkarmadık. Pazar günü tüm evi çamaşır suyuyla sildim. Silerken yeğenimin balıkların sularını kirletiyorsun dediği geldi aklıma. Neyse.. Sonra işe gittim. Müthiş kalabalıktı. Hafta sonu evde kapalı kalmamın pek anlamının olmadığı fark ettim. 65 yaş üstü, altı bir sürü insanla muhatap oldum. Müşterilere sinirlendim. Başka bir şehre gidip hayvan alımına karar veren mi, Mercedes kamyon almaya karar veren mi, dükkan alacak olan mı.. 70 yaşında sabahın köründe vadeli hesabına para yatırmaya gelen yaşlı teyzeye ne demeli? Çok kızgınım, ölmesine üzülmeyeceğim çok insan var, öyle kızgınım. İş yeri boyuna ilaçlanıyor, çamaşır suyuyla, dezenfektanla, sirkeli suyla siliniyor. Hava soğuk, sürekli havalandırılıyor, cereyanda kalıyoruz, üşütüyoruz. Kronik farenjitim var , boğazım ağrıyor, ara ara öksürüğe tutuluyorum, acaba hasta mıyım diyorum? Öksürdüğüm hal...