Ana içeriğe atla

Kayıtlar

EMILY IN PARİS (NETFLIX DİZİ)

  Paris 'e gittiğimde Fransızlarla çok diyaloğa girmemiş olsam da kibirlerini fark etmiştim. Zaten Fransızca bilmiyorsunuz diyalog kurmaya hevesli olmuyorlar. Bu dizi de Fransızların üstten bakışlarına, Fransız yaşam tarzına ve nefis Paris sokaklarına dair. Karantinada moral olsun diye izlediğim diziye komedi diyebilirim sanırım.  Amerikan bir şirketin Fransız bir şirketle iş birliği yapması sonucu  işe Amerikan bakış açısı katmak üzere Emily Paris'e gönderilir. Ama Emily'in Fransızlara göre büyük bir kusuru vardır;  Fransızca bilmemektedir. Klasik bir şıklık sergileyen Fransızlara göre renkli giyinmektedir. Entelektüel Fransızların yanında bir insatagram fenomeni, influencer olma yolundadır. En başta bütün bu nedenler yüzünden dışlanan Emily, biraz zoraki de olsa kendini kabul ettirir. Katı Fransız bakış açısına, esnek Amerikan   tarzını ite kaka da olsa sokuşturur. Bütün bunlar yaşanırken zaman zaman eline yüzüne de bulaştırsa, pazarlama konusunda çok iyi...

DASH & LILY -MUTLU YILLAR (NETFLIX DİZİ)

  Netflix'in tek sezon ve sekiz bölümden oluşan bu dizisi, kitaptan uyarlanma bir romantik komedi. Noel ışıltısını, romantik komedileri sevenlerin  ve küçük mutluluklarla modunu yükseltmek isteyenlerin izlemesi gerek. Zaten en uzun bölümü 27 dakika, zaman ayırması kolay. Esas kızımız Lily, Noel ruhunu seven, her Noel'i ailesi ile kutlayan, giysilerini kendi diken, farklı bir giyim tarzı olan tuhaf bir kız. Bu Noel'de anne babası ve dedesi farklı şehirlere gittiklerinden kendini kötü hissedince abisi bir oyun önerir. Kırmızı bir deftere ipuçları yazar ve bir kitapçıda kitapların arasına koyar bu defteri. Defterin üzerinde "Cesaretin Var Mı? " yazmaktadır. Defteri bulan esas oğlanımız Dash ise etrafına duvarlar ören, yalnızlığı seven ve Noel'den nefret eden bir tiptir. Defter ilgisini çeker ve Lily'e meydan okur, ona ipuçları ve görevler verir. Böylece defter aracılığıyla cesaret oyunu oynamaya başlarlar. Birbirlerini tanımamalarına rağmen birbirlerine aşık ...

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #66

  Adadenizi bu hafta zor bir soru sormuş : Ev, arsa, koltuk, dolap vs. malın-mülkün sahibi miyiz? yoksa kölesi mi? İnsanlık tarihi boyunca tartışılmış bir konu bu. İlk aklıma gelen fıçı filozofu Diyojen. Bir fıçı içinde yaşamış, var mı bir dileğin diye soran Büyük İskender'e "gölge etme, başka ihsan istemem" diye cevap vermiş. Bazen Diyojen gibiler de yaşadılar göçüp gittiler, diğerleri de öldüler, bu kadar stres niye diye düşünürüm. Bir lokma, bir hırka; hafifçe yaşamayı isterdim ama güvende hissetmezdim kendimi. Bir kere para kazanmamız lazım. Bunun için işe gitmek lazım. İşe gitmeden, para kazanmadan yaşamanın yolunu bulamadım. Kazandığımız para ile telefon, bilgisayar, ayakkabı alıyoruz. Bunlara iyi bakmazsak eskirler, bozulurlar, yenisini almak zorunda kalırız. Yenisini almak için de para kazanmak bunun için de zamanımızı(hayatımızı) vermemiz lazım. Eğer telefonsuz yaşayabilirsek ne ala ama yaşayamıyorsak telefonumuza iyi bakıp tekrar bunu hayatımızla ödemememiz laz...

KORONALI HAYAT

Siz bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım... Yok ya nereye gideyim,  işlerin üstüme çığ olup geleceği mükemmel(!) işimde olacağım. Yüzyılda bir yaşanan salgındaki virüsü tecrübe etmiş biri olarak yaşadıklarımı yazmak istedim.  Maske takmayan, salgını önemsemeyen Memnun Kaygısızlardan değildik biz. Eşimin saçını ben kesiyordum mesela. Yalnız çok yorulmuştum iş yerinde. Birikmiş işler vardı ve toparlayamıyordum, sürekli iş yağıyordu, tükenmişlik sendromu yaşıyordum ve dikkatim kendimi korumaktan uzaklaşmıştı. Bir de adet öncesi hafta hasta olurum ben, bağışıklığım düşüyor, aynı lohusalarda olduğu gibi, o zamana denk geldi. Virüs taşıyan o damlacığı ne zaman içime aldığımı, o anda hangi hatayı yaptığımı bilmek isterdim. Su içmek için maskemi mi indirmiştim mesela? Bilmek isterdim. Hasta olmak kötü ama başkasının hastalığına neden olmak da berbat bir şey.. Onun için dikkat etmek gerek.  Ailemizi düşünmek zorundayız. Hastaneye kaldırılmayan, entübe edilmeyen şanslı k...

THE QUEEN'S GAMBIT (NETFLIX DİZİ)

Korona ile mücadele ederken izlemek, okumaktan kolay geliyor. Bu diziyi twitterda Mahfi Eğilmez önerince izleyeyim dedim, çok da beğendim. Hikayenin gerçek olmasını isterdim, ama kurgu olan  hikaye 1983 yılında yazılan bir kitaba dayanıyor. Sorunlu bir annesi olan Beth Harmon annesinin intihar ettiği araba kazasından sağ çıkıp muhafazakar bir eğitim veren bir yetimhaneye yerleştirilir. Silgileri temizlemek için alt kata gönderilen Beth burada ilk defa satrançla ve satranç oynayan hademe Shaibel ile karşılaşır, fark ettirmeden onu gözlemler. Daha sonra aynı iş için defalarca bodruma inen ve Shaibel'i izleyen Harmon,   oyunu tam olarak olmasa da kafasında oturtmuştur ve Shaibel'e oynamak istediğini söyler. Shaibel önce kabul etmez ama şans verdiğinde Beth Harmon'un dehasını fark edecek ve ona satrancı öğretecek, satrançla ilgili kitaplar verecektir.Artık Beth yetimhanede verilen sakinleştirici hapların da etkisiyle kafasında satranç oynamakta ve oldukça iyiye gitmektedir....

AĞAÇ EV SOHBETLERİ #65

  Ağaç Ev Sohbetleri'nin 65. hafta konusunu eski/yeni blogger Kırmızı Ruh  belirlemiş bu hafta:                                   İnternet Arkadaşlık & Dostlukları H ayat boyu bir sürü insan girip çıkıyor hayatımıza. Benim de yollarımın da kesiştiği pek çok kişi oldu. Bir sürü renkli, iyi dostum oldu. Hepsinin kalbimde yeri ayrıdır. Yalnız hayat koşuşturmacası bir yandan, diğer yandan kendime kalan az zamanda yalnız kalma ihtiyacım yüzünden insanların istediği kadar arayıp soramıyorum. Kırılıyorlar, vefasız diyorlar. Sonra kopuluyor tabii. Erkekler bu konuda biraz daha iyiler. Onların tarzını seviyorum, birbirlerine sitem etmiyorlar, yıllarca görüşmeyip ihtiyaç anında sorgusuz sualsiz birbirlerini arayıp kaldıkları yerden devam ediyorlar. Ben de böyle olsun istiyorum ama kadınlar daha hassas sanırım bu konuda. İnternet dostlukları farklı ama. Gerçek hayatta okul, iş gibi zorunluluklar biz...

THE HAUNTING-BLY MALİKANESİ (NETFLIX DİZİ)

Netflix'in uzun süredir önerilerde gösterdiği diziydi. Geçen hafta sonu grip olduğumu sanırken, uyumadığım zamanlarda izlemeye başlayıp bitirdim. Yalnız hastalıkta izlenmemesi gereken, bağışıklığı düşüren bir dizi bu. The Haunting-Bly Malikanesi gizem, korku temalı; Amerikan yapımı bir dizİ.Dokuz bölümden oluşuyor, her bölüm yaklaşık bir saat sürüyor. Aslında konu tanıdık. Eski, devasa bir malikane..Anasını babasını kaybetmiş, büyük olanı erkek (Miles), küçük olanı kız (Flora)iki çocuğun amcaları şehirde avukatlık yapmakta ve öksüz kalmış yeğenlerine yatılı bir mürebbiye bakmaktadır. İngiltere'deki Bly Malikanesine Amerikalı Dani adlı neşeli bir mürebbiye bulur. Evde mürebbiye dışında bir aşçı, bir bahçivan ve bir kahya vardır. Ürkütücü evdeki çocukların tuhaf davranışları vardır. Flora hayalete benzeyen garip bebekler yapmakadır. Miles ise zaman zaman  içine başka biri kaçmış gibi yetişkin davranışları sergilemektedir.Bir önceki mürebbiye ve erkek arkadaşı da bu evde ölmüştür....