Bir gündür karanlık, nemli, soğuk yerdeydi. Her şey birden bire oluvermişti. Ne olduğunu anlayamamıştı bile. Arada bir kapı açılıyor,ışık yanıyor, bir takım sesler duyuyor, sonrasında karanlığa bürünüyordu ortalık. Açtı, susuzdu, üşüyordu. Daha ne kadar dayanabilirdi, hiç bir şey bilmiyordu. Önce etrafındaki beyazlık hışırdadı, yükselmeye başladığını fark etti, o soğuk yerden sonra sıcaklığı tekrar hissetti. Kadın beyaz poşeti açtı, bir salkım üzüm aldı, tabağa koydu. Salkımdaki böceği fark etti.Üzümlerle birlikte bahçeden eve taşınmıştı. Üzümü yıkamadan fark ettiğine sevinse de yerinden yurdundan ettiği bu kaçıncı böcekti, düşündü, üzüldü, sonrasında böceği balkondaki saksıya düşürdü. Toprak belki onu hayatta tutardı. Sonra böceği çabucak unuttu; sulu, enfes tatlı üzümleri afiyetle yedi. Böceğin anası, babası, çoluğu çocuğu, sevgilisi var mıydı,arkasından ağlamışlar mıydı bilinmez. İlk paragraftaki gibi düşünebiliyor muydu böcek, o da bilinmez. Niye o böcekti, suçu y...